4 Ekim 2016 Salı

sevdiğim filmlerden bazıları

Hayatının %99'unu kulaklığıyla yapışık şekilde geçiren bir müzik bağımlısı olduğumu göz önüne alırsak; temellendirilmiş, geniş, elit bir film kültürüm olabileceği söylenemez. -Film izlerken müzik dinleyesi gelip yarısında kapatan biriyim sonuçta.- Lakin canım bir şeyler yazmak istedi, ben de daha önce yapmadığım bir şeyi yapıp filmlerden bahsetmeye karar verdim. Çünkü bu benim blogum, blogumu çok seviyorum ve bir şekilde yolu buraya düşen androidler seçtiğim filmlerden nasiplenmeli, bu oldukça önemli bir nokta. 

  • The Crow:
 https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjnhBW-EQyYaVZCCIqymsFlC9pITZWW7TM9G7QfFcDuOnYBAeO9WAR2vdj1TzgMQVlwm0tqFkZFT50fsOhrHqflAKGeBBiqOiqJ-04o0MGkv-X8uNXydl4E_JXX_rakJ0EH718l0p_qfEIy/s1600/78021_003.jpg

İki kelime: Eric. Draven. Bakın, bu çok net: Biri gelip "En sevdiğin film nedir?" diye sorsa vereceğim cevap The Crow olurdu. Hayatta el üstünde tuttuğum değerlerin en başında gelen naiflik, o muazzam gotik atmosfer, kasvet, Brandon Lee -ve filmin çekim aşaması esnasındaki talihsiz ölümü-, kargalara olan hayranlığım, çatıda gitar çalma sahnesi -ooof of-; bu düşüncemdeki önemli faktörler -O faktörler ne kadar çok, farkındasınız değil mi?- Hem filmde olanlar için, hem de Brandon için her izleyişte ağlarım, izlerken yanıma birkaç kağıt mendil almayı asla ihmal etmem; mevsim yaz da olsa depresyon hırkamı giyer, günün birinde karga besleme hayalleri kurarım.

  • The Elephant Man:
 https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhiupCE1BqkejfTo2xLaJJ3q9oAOgIwnQZKpoiCF5Jkgwp9bE1GQ3RTOzvfa6QYvtabD4S1hfiN_2s8akFTX8-_PV6U9HRnReB2u_T8Efv80L46bv_VxZNNdwnSPSxErHf2fW2SkEAe0-k/s1600/elephant+man+poster.jpg

İlk izlediğimde kalbimi yerinden söküp birkaç bin parçaya ayırdıktan sonra parçaları bir torbaya doldurup yeniden göğüs kafesime tıkan Lynch filmi. Etkisi günlerce sürdü, aklıma her gelişinde gözlerim doldu. İnsanlardan nefret ettim. İnsan olmaktan nefret ettim. Her şeyden nefret ettim. Tek kelimeyle mükemmel bir film. Sadece; mükemmel.

  • Trainspotting:
trainspotting ile ilgili görsel sonucu 
Hayatım boyunca en çok izlediğim, canım film izlemek istediğinde ama kararsız olduğumda elimin gittiği başucu filmim. O sefil, punk soslu 90lar havası; uyuşturucu batağındaki gençler, İskoç aksanının iğrenç çekiciliği, her saniyesinde tadını aldığınız sistem eleştirileri, açılışındaki dövme yaptırılası monolog (replik?), Ewan McGregor'un kısa gelen tişörtleri, TUVALET SAHNESİ. Hastasıyım.

  • Edward Scissorhands:
 http://www.film-onerileri.com/wp-content/uploads/4.jpg

The Crow'u izlemeden önce, yani ortaokuldayken falan en sevdiğim filmdi makaseller. The Crow'la benzediği çok nokta var aslında. İkisi de gotik atmosferli, ikisi de acıklı bir aşk hikayesinin etrafında dönüyor. Fakat makaseller daha çocuksu, daha soft iken -Tim Burton filmi sonuçta-; The Crow daha sert, daha gerçek, daha keskin ve daha acı. İlk izlediğimde üç dört yaşındaydım, bana Samsun'daki tekel fabrikasının -o zamanlar harabe halindeydi- yanından geçerken içeride mucitin yaşadığını, kurabiye makinelerin olduğunu hayal ettirecek kadar derinden etkilemişti beni. Son sahnede ağlamayan insan değildir.

  • The Shining:
http://homemcr.org/cms/wp-content/uploads/2011/12/the-shining-940x460.jpg
Neredeyse kırk yıl önce çekilen bir filmin her sahnesine günümüzde hala atıf yapılıyorsa; her platformda, müzik videolarında, dizilerde anılıyorsa, o filmin büyüklüğünü tartışmak yersiz olacaktır. Hele hele bu filmde Jack Nicholson gibi bir manyak başrol oynuyorsa ve film bir Stephen King romanından uyarlanmışsa o filmin büyüklüğünü tartışmak AYIP OLACAKTIR. Ayıp etmeyin, izleyin. 

"All work and no play makes Jack a dull boy"

 - Filme ilişkin prog mizahı uyarısı -
http://img.ifcdn.com/images/04c8ea160a48cf6ac0ebbf62cef7f43144ec930e416f1061d4c78a9a1f165fc4_1.jpg 
 - Filme ilişkin prog mizahı uyarısı- 
  • Magnolia:


Oldukça kompleks ve hayatımda izlediğim belki de en ilginç film. (Oha. Eraserhead falan dururken böyle demem çok saçma oldu, geri alıyorum.) En az dört beş kez izlemişimdir, filmlerdeki metaforlar çok ilgi çekici, İncil'den bazı bölümlere atıflar var. Anlamak için altyapı gerektiren filmlerden, izledikten sonra fularınızı takıp ekşi sözlüğe bir bakın derim.
  •  The Lord of The Rings üçlemesi https://i.kinja-img.com/gawker-media/image/upload/gd8ljenaeahpn0wslmlz.jpg
 Yorum yapmıyorum bile. LOTR sevmeyenler tez zamanda ölür umarım. Büyük adamsın Tolkien.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder