11 Temmuz 2016 Pazartesi

böcekler

Yaşamın kutsal olmadığını anladığım günden bu yana birkaç yıl, o birkaç yılın kayda değer bir kısmı da yaşamdan keyif almayarak geçti (bir ay öncesine kadar). Bilimsel olarak "emergence" kavramıyla açıklamaya çalıştığımız o tanımlanması güç şey; "öz" veya mitolojideki adıyla "ruh"oluyor sanırım -işte ona olan inancımın yok olduğu dönemden ve sonrasından bahsediyorum.

Kendi hayatıma son vermeye kafayı taktığım ve bu kararı zihnimde kesinleştirdiğim birkaç ay geçirdim, şimdi geriye dönüp bakınca komik gelse de o zamanlar içinde bulunduğum ruh hali tarif edilemez derecede umutsuzdu. Daha kötü olan, bu ruh halinden asla çıkamayacağımı düşünmemin yarattığı ve kendimi dibe çekmemi hızlandıran 'ivme'ydi aslında. Bir ouroboros gibi düşün, başı veya sonu yok, döngü kendini devam ettiriyor, labirentte sıkışıp kalmak gibi; çok büyük bir değişim geçirmediğin veya kendini kendi ellerinle -yılan olduğun için elin de yok ehehe- yok etmediğin sürece -ki bu durumda yılanın deri değiştirmesi gibi bir metafor kullanabilirim- kuyruğunu yemeye devam ediyorsun ne yazık ki.

"Hayatınıza sizi mutlu eden şeyleri sokmaya çalışmak yerine mutsuzluk veren şeyleri hayatınızdan çıkarın" diye bir söz okudum yakınlarda, yirmi yıllık hayatımda duyduğum mutluluğa dair belki de en doğru cümle bu.

Yaşam kutsal falan değil, ben de sevgi dolu hümanist bir kelebek değilim. Yine de elimde olarak veya olmadan yaşama değer veriyorum. -Et yemenin canice olduğunu savunan salaklardan değilim bu doğamızın bir parçası çünkü-. Yine de, mesela böcek öldüremiyorum, şimdiye kadar hiçbir canlıyı öldürmedim; o ölüm anını izlersem, o ana şahit olursam eğer, canlılığına tanık olduğum herkesin yok oluşunu görecekmişim gibi geliyor. Ne kadar iğrenç olursa olsun yerden böceği bir şeyin üstüne koyarak kaldırıyorum, ona "benden hacimce daha küçük oluşun yaşam hakkının daha az olduğu anlamına gelmiyor dostum" diyorum ve pencereden aşağı bırakıyorum. -yüzey alanı/hacim oranlarından dolayı bizden yüzlerce kat daha dayanıklı olduklarından bu şekilde ölmezler, fiziğe giriş 101-

fakat işin kötü yanı, tanımadığım ve daha vahimi 'tanıdığım' insanlara -çekirdek ailem hariç- bir böceğe duyduğum kadar bile merhamet duyamıyorum. 

Herkesin ve her şeyin günün birinde yok olacağını biliyorum.
Sonsuza dek yaşasaydık bile her şeyin değişeceğini, hiçbir şeyin aynı kalmayacağını, bunun da bir fizik kanunu olduğunu biliyorum.

Teşekkürler entropi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder