7 Temmuz 2016 Perşembe

lego koleksiyoneri dayım, jeffree star ve ufo saldırısı

Hayatta kabul edilmesi gereken gerçekler var. Örneğin, çörek sözcüğünün duyulduğunda unicorn kusmuğundan bulutlar içinde yüzüyormuşçasına huzur verişi kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Güneşli hava seven insanların zevksiz oluşu kabul edilmesi gereken bir gerçektir, yine de yağmura sempati duymak da garip çünkü gökyüzünden düşen su damlaları insanı neden mutlu etsin? (eski insanların sadece tarım yaparak geçindiği dönemlerden kalma, genetiğe yansımış bir rahatlama hissi olabilir mi bu diye düşünmeden edemiyorum, öyleyse atalarım bir şeyler yetiştirmeyi hayli seviyormuş.)

Bu aralar gün içerisinde alakasız şeyler izlememden kaynaklanan çok tuhaf rüyalar görüyorum. Birkaç gün önce Jeffree Star adlı kokoş gay'in videolarını izledim -deli gibi- ve adama sempati duymaya başladım. Hani tumblr kızlarının "keşke gay arkadaşım olsaydı, birlikte makyaj yapıp alışverişe çıksaydık" fantezileri vardır; onu iliklerime kadar hissettim. Adam gece rüyama girdi, kötü olan kısım aynı rüyada üç çocuk babası ve son derece mülayim biri olan dayımın da yer almasıydı -bir lego koleksiyoncusu olarak!- evet, dayım, benim elli yaşına merdiven dayamış dayım lego koleksiyonu yapıyordu ve bana da üç kutu lego hediye etmişti -istediğim parçalar olursa değiş tokuş yapabileceğimizi söyleyerek içimdeki lego ateşini körüklemeye çalışıyordu.- tüm bunlar olurken aynı odada Jeffree'ciğim de oturuyordu. Iyi ki dayımdan hoşlanmadı, diyerek rahatlattım kendimi.

Ondan önceki gün ufo saldırısına uğradım. Bembeyaz, içi boş ve yüksek bir binadaydım, en üst katta tek başıma pencereden dışarıyı seyrederken birden devasa bir ufo geldi. Tam karşımda bitti ve o hissi hala anımsıyorum. Dehşet ve merak. O gün ilk defa Skyrim oynamıştım ve bilinçaltımın ejderha saldırısından etkilendiğini biliyorum. Apartmandaki diğer insanlarla birlikte aşağı indik ve kaçmaya başladık. Gerisi yok.

 

Son garip rüyamı bugün gördüm. Babaannemlerin evine benzer bir evdeyiz ama evde anne tarafından kuzenim ve tanımadığım başka insanlar var. Kuzenim evlenecekmiş ve düğünde üstünde ayıcık desenleri olan pijamalarını giyeceğini öğreniyorum. Ben, böyle işlerle en ufak alakası olmayan ben, "olur mu öyle şey, alışverişe gidiyoruz" diyorum ve dışarı çıkıyoruz. Salak kuzenim hiçbir şeyi beğenmiyor, pijamada kararlı. Ben "eeeeh s****ler" diyorum. Sonra eve dönüyoruz. Pencere önünde otururken bana parlak yeşil bir leke gösteriyor ve bu lekeyi bir böceğin bıraktığını söylüyor-evde üç harfliler olduğunda ortaya çıkan bir böcekmiş-. O sırada perdenin arkasında bir silüet beliriyor, upuzun boylu bir figür ve gittikçe yaklaşıyor, korkuyoruz ve odadan çığlık atarak çıkıyoruz. Figür açık pencereden içeri giriyor ve sırıtmaya başlıyorum: cin sandığımız o uzun şey 1.94 boyundaki arkadaşımmış. Bu iğrenç kadınlar matinesi ortamından beni kurtarıyor, evden çıkıyoruz ve bir şeyler içmek için bara gidiyoruz.

Umarım bugün rüyamda Steven'ı görürüm. Biraz röportaj izleyeyim öyleyse.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder