17 Temmuz 2016 Pazar

olup bitenler

15 temmuz'u 16 temmuz'a bağlayan gece, hayatım boyunca karşılaşmaktan en çok korktuğum ama günün birinde başımıza geleceğini küçüklüğümden beri içten içe bildiğim şeyi yaşadım: evin tepesinde uçan f16lar, bomba ve çatışma sesleri, ağlayan bir kardeş, senden daha güçsüz olduklarını gördüğün ebeveynler, bunu görmenin yarattığı "başımıza bir şey gelse bizi kimse koruyamaz" hissi, kaos.

Durumu birkaç saat takip ettim ama duyarlılık eşiğim öyle yükselmiş ki -belki de öyle bir eşiğim kalmadı artık- saatlerce Cynic dinledim -çünkü başka bir gezegendeymişim gibi hissettiriyordu- ve güneşin doğmasını beklemeden uykum geldiği gibi yattım.

17 Aralık 2013'te hayatımı özetleyen şarkı Intolerance'tı (You lie, cheat and steal, and yet, i tolerate you). 10 Ekim 2015'te beynimde Vicarious'ın sözleri dönüyordu (Eye on the TV, 'cause tragedy thrills me). Dün King Crimson'ın Epitaph'ını "the fate of all mankind i see, is in the hands of fools" sözünü her zamankinden daha iyi anlayarak dinlemek zorunda kaldım.

Bugünün tek iyi tarafı Metal Evolution adlı muhteşem belgeselin ilk sezonunu bitirişimdi.



Belgeselin yönetmenliğini Metal: A Headbanger's Journey ve Global Metal gibi yapımlarda da imzası olan Sam Dunn abimiz yapmış. Gayet de güzel yapmış.

 
Rob Halford ve Sam abi. 

Ilk üç bölümde heavy metal'in Amerika ve İngiltere kaynaklı kökleri, daha sonraki bölümlerde british new wave, glam, thrash, grunge, nu, power metal türleri anlatılıyor. Sezonun 11. ve sonuncu bölümü de progressive metal'e ayrılmış. Bu bölüm Rush ve Queensryche ağırlıklı olsa da Tool'a 5-6 dakika yer vermeleri güzeldi, sevdiği boyband televizyon programına çıkmış ergen bir kız gibi sevindim (Petrucci ve grup prodüktörünün de Tool'la ilgili yorumları vardı, ikisi de ne kadar nevi şahsına münhasır bir grup olduklarından bahsediyor, övgüler, övgüler...).

 

Sevdiğim gruplar olmasa ne yapardım, ne için yaşardım bilmiyorum.
Hayatımı kurtardığın için teşekkürler, müzik.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder